Harem-i İbrahim Camii: İhlaller ve Tarihi Gerçekler
Harem-i İbrahim Camii, el-Halil’de yaşanan ihlaller ve tarihi olaylarla gündemde. Camii, Müslümanlar ve Yahudiler için büyük öneme sahip.
El-Halil şehrinde yer alan Harem-i İbrahim Camii, Siyonist İsrail işgali altında bulunan önemli bir ibadet alanıdır. Mescid-i Aksa’dan sonra bölgedeki en kutsal cami olarak kabul edilen bu yapı, Yahudiler için de Süleyman Mabedi’nden sonraki en önemli mabed olarak görülmektedir. Bu nedenle, cami sık sık işgalci güçler tarafından hedef alınmaktadır.
Caminin tarihi, Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzanmakta olup, bu dönemlerde kilise olarak kullanıldığı bilinmektedir. 634 yılında İslam orduları tarafından camiye dönüştürülen yapı, Haçlı Seferleri sırasında 90 yıl boyunca tekrar kilise olarak işlev görmüştür. Selahaddin Eyyubi döneminde, 1187 yılında yeniden cami kimliğini kazanmıştır.
İsrail’in 1967’de Batı Şeria’yı işgali sonrasında, fanatik Yahudiler caminin çevresinde ibadet etmeye başlamıştır. Harem-i İbrahim, Yahudi inancında da Mescid-i Aksa’daki Süleyman Mabedi’nden sonra yeryüzündeki en kutsal yer olarak kabul edilmektedir. Caminin altında Hz. İbrahim ve eşinin mezarlarının yanı sıra Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf ve eşlerinin mezarlarının bulunduğuna inanılan bir mağara yer almaktadır. İsrail tarafından ‘Machpelah’ yani ‘Ata Babalar’ olarak adlandırılan bu bölge, sık sık fanatik Yahudi grupların baskınlarına maruz kalmaktadır.
25 Şubat 1994 tarihinde, Harem-i İbrahim Camii, tarihin en kanlı olaylarından birine sahne olmuştur. Ramazan ayının 15. günü, radikal bir Yahudi olan Baruch Goldstein, camide ibadet eden Müslümanların üzerine ateş açmış, bu saldırıda 29 kişi hayatını kaybetmiş, 300 kişi ise yaralanmıştır. Bu olay, ‘el-Halil Camii Katliamı’ olarak tarihe geçmiştir. Katliamın ardından cami ibadete kapatılmıştır.
Yedi ay sonra cami yeniden ibadete açılmış, ancak bu süreçte yapıya özel güvenlik sistemleri eklenmiştir. Mihraba gözetleme noktaları yerleştirilmiş ve cami elektronik kapılarla bölümlere ayrılmıştır. İbadet etmek isteyen Müslümanlar, mihraba girmeden önce birkaç elektronik kapıdan geçmek zorunda kalmaktadır. Ayrıca, caminin üçte ikisi sinagoga dönüştürülmüştür. Müslümanlara tahsis edilen üçte birlik kısımda ise yalnızca az sayıda kişi ibadet edebilme imkânına sahiptir.




