Christiane Peschek’in Anka Kuşu Kalesi sergisi açıldı
Christiane Peschek’in Anka Kuşu Kalesi sergisi, SANATORIUM’da dünyayı dönüşen bir sistem olarak ele alan duyusal bir deneyim sunuyor.
SANATORIUM, uluslararası sanat çevrelerinde çalışmalarıyla tanınan Christiane Peschek’in “Anka Kuşu Kalesi” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Yapıtlar, dünyayı yalnızca insan merkezli bir bakışla açıklamak yerine hafıza biriktiren, sürekli değişen, çözülen ve kendini yeniden kuran canlı bir sistem olarak ele alıyor. Peschek, jeolojik hareketleri bedensel ve duygusal deneyimlerle ilişkilendirerek dönüşüm, madde, zaman ve bellek arasındaki bağları inceliyor.
Dünyayı yaşayan bir sistem olarak ele alıyor
“Anka Kuşu Kalesi”, Gaia’yı insan yerleşimlerinin ötesinde, kendi içinde dönüşen ve algı üreten bir yapı olarak düşünmeye davet ediyor. Sergide Dünya; kayıpları bünyesinde toplayan, belleği saklayan, zamanı şekillendiren ve yaşamı oluş ile çöküş arasındaki döngüler üzerinden yeniden üreten bir organizma şeklinde karşımıza çıkıyor.
Sanatçı, tortulaşma, sıkışma, köklenme, erozyon, duman, kül, arınma ve yenilenme gibi jeolojik süreçleri yalnızca fiziksel olaylar olarak yorumlamıyor. Bu süreçleri duygusal durumlarla yan yana getirerek ziyaretçiyi gezegensel hareketlerin insan bedeninde ve ortak hafızada nasıl karşılık bulduğunu düşünmeye yöneltiyor. Sergi boyunca depolama, kompostlama, parçalanma, sıkışma ve yeniden başlama gibi eylemler, hem bedensel hem de kolektif deneyimler olarak öne çıkıyor.
Yerleştirmeler aracılığıyla bir mikrokozmos oluşturan Peschek, gezegensel bilinç fikrini ritüeller, nesneler, sesler ve yazı üzerinden görünür kılıyor. Serginin mimarisi, ziyaretçiyi insanın Dünya ile kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmeye çağırıyor.
Zaman içinde değişen bir sergi deneyimi
“Anka Kuşu Kalesi”, sabit bir galeri düzeni yerine altı hafta boyunca dönüşen bir yapı olarak tasarlandı. Serginin merkezinde 24 farklı yeryüzü koşulundan oluşan etkin bir döngü bulunuyor. Üst kattaki dört çalışma, bu altı haftalık süreçte belirli aralıklarla değiştirilerek döngünün yeni aşamalarını başlatıyor. Böylece sergi, tamamlanmış ve değişmez bir sunum olmaktan çıkarak kendi içinde hareket eden bir mikroiklime dönüşüyor.
Bu değişken yapı, yeryüzüne ait olma hâlinin insan bedeni üzerinden fiziksel olarak deneyimlenmesini sağlıyor. Sergi ilerledikçe madde, beden, zaman ve bellek arasındaki sınırlar geçirgenleşiyor; ziyaretçi, fiziksel biçimlerin çözülmeye başladığı duyusal ve deneysel bir alana giriyor.
İki kata yayılan yerleştirmede insan bedeni ile gezegensel unsurlar arasındaki ilişki doğrudan deneyim üzerinden kuruluyor. Giriş katında ziyaretçiler ayakkabılarını çıkarmaya ve kokulu küller eşliğinde ritüel niteliğindeki bir arınma sürecine katılmaya davet ediliyor. Ardından, içinde “HUMAN” kelimesini yavaşça yakan tütsülerin bulunduğu bir çukurun çevresinde şekillenen düşünsel bir mekân yer alıyor.
Çok kanallı bir ses yerleştirmesinin eşlik ettiği deneyim, ziyaretçiyi üst kata taşıyor. Buradaki çalışmalar, serginin sürekli değişen yapısını ve genişleyen yeryüzü bilincini daha kapsamlı bir gezegensel perspektifle ele alıyor. Bu yönüyle “Anka Kuşu Kalesi”, yalnızca izlenen değil; bedenle girilen, duyularla algılanan ve zaman içinde dönüşen bir deneyim alanı niteliği taşıyor.
Her ziyaret farklı bir aşamaya tanıklık ediyor
Serginin altı haftaya yayılan zamansal kurgusu, Peschek’in dönüşüm fikrini doğrudan serginin yapısına taşıyor. Her aşamada farklı bir yeryüzü hâli ortaya çıkarken işler, sesler, nesneler ve mekânsal ilişkiler de değişiyor. Bu nedenle her ziyaret, aynı serginin farklı bir evresine tanıklık etme olanağı sunuyor. “Anka Kuşu Kalesi”, sergiyi yalnızca bir mekân olarak değil, zamanla yaşayan ve dönüşen bir organizma olarak kurguluyor.
Gaia Scripts için kitap lansmanı düzenlenecek
Christiane Peschek’in sanat pratiğini kapsamlı biçimde ele alan “Gaia Scripts” adlı monografik yayın da serginin kapanış etkinliğiyle birlikte okurla buluşacak. Nadine Khalil’in editörlüğünde hazırlanan kitap, sanatçının çalışmalarının yanı sıra “Anka Kuşu Kalesi” yerleştirmesini de belgeleyerek bedensel, teknolojik ve ekolojik sistemler arasındaki ilişkileri inceleyen yaklaşımına geniş bir çerçeve sunuyor.
Yayında Shumon Basar, Kate Brown, Peter Sit ve Marlene Wenger’in katkıları yer alıyor. “Gaia Scripts” için SANATORIUM’da, serginin kapanış etkinliği kapsamında özel bir kitap lansmanı gerçekleştirilecek.




