Taiz’de çatışmalar şiddetleniyor: Yemen’de cephe hattı
Taiz’de çatışmalar yeniden şiddetlenirken Yemen’de siviller evlerini terk ediyor, hastaneler yaralılarla doluyor ve cephede büyük bir saldırı hazırlığı sürüyor.
Yemen’in güneybatısındaki Taiz çevresinde cephe hattı yeniden hareketlendi. Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri, Kızıldeniz kıyısından ilerleyerek stratejik bölgeleri ele geçiren Husileri geri püskürtmeye çalışıyor. Bölgedeki askerler, keşif amacıyla kullanılan insansız hava araçlarının ardından çoğu zaman saldırıların başladığını belirtiyor.
Dağlık alanda ilerleyen ekip, üzerlerinde yükselen drone sesini duyunca çalılıkların altına sığındı. Sesin uzaklaşmasının ardından araçla bölgeden ayrıldılar; yaklaşık 10 dakika sonra art arda patlama sesleri duyuldu. Saldırıların nereye isabet ettiği ise belirlenemedi. Taiz’in güneybatısında kontrol noktalarıyla cephe arasındaki sınırı ayırt etmek oldukça güç.
Hükümet güçlerinin kontrolünün sona erdiği bölgelerde evler yamaçlara dağılmış durumda. Ancak çatışmalar nedeniyle ailelerin büyük bölümü evlerini terk etmiş. Kentin hareketli trafiğinin aksine cepheye yakın köylerde sessizlik hâkim; duyulan başlıca sesler hayvanların melemeleri, silah atışları ve topçu bombardımanı.
Ali adlı bir bölge sakini, cepheye yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki evinin yakınına iki havan mermisinin düştüğünü anlattı. Çocuklarını bombardımandan korumak için bir yerinden edilme kampına gönderdiğini söyleyen Ali, kendisinin ise eşi ve kız kardeşleriyle hayvanlarına bakmak üzere bölgede kaldığını belirtti. “Korkuyorum ancak başka seçeneğim yok. Hayvanlarımız olmazsa aç kalırız” dedi. Güvenlik endişesi nedeniyle yalnızca ilk adını kullanan Ali, Husilerin bölgeyi ele geçirmesinden çekiniyor.
Husilerle bağlantılı kaynaklar, bölgeye yeni birliklerin gönderildiğini ve geniş kapsamlı bir saldırıya hazırlık yapıldığını öne sürüyor. Hükümet güçleri de bu iddialardan haberdar olduklarını ve kendi hazırlıklarını sürdürdüklerini açıkladı. Cepheye en yakın kontrol noktasında konuşan bir asker, dağın yüksek kesimlerinde 18 hükümet askerinin cansız bedeninin bulunduğunu söyledi. Asker, birliklerinin bölgeyi ateş altında tutabildiğini ancak cenazelere ulaşamadığını ifade etti.
Taiz’in stratejik konumu
Taiz’de çatışmalar, Husilerin kentin yaklaşık 85 kilometre batısındaki stratejik Mokha Limanı’nı 10 Eylül’de ele geçirmesinin ardından yoğunlaştı. Yaklaşık dört yıldır büyük ölçüde korunan ateşkesin bozulmasıyla Husiler, Avrupa ile Asya arasındaki deniz taşımacılığı açısından kritik Babülmendep Boğazı’na hâkim tepelerde geniş bir alanı kontrol etmeye başladı. Bölgedeki gelişmeler, sevkiyatların aksayabileceği endişesiyle petrol fiyatlarında da artışa yol açtı.
Yemen’in üçüncü büyük kenti ve kültürel merkezi olarak bilinen Taiz’de yaklaşık bir milyon kişi yaşıyor. Kent, Husilerin kontrolündeki kuzey ile hükümet güçlerinin elindeki güney arasında önemli bir geçiş noktası. Hükümet güçleri kent merkezini elinde tutarken Husiler kuzey ve doğudaki mevzilerden baskı kuruyor. Son dönemde en şiddetli çatışmalar batı yaklaşımında, kentin güney bağlantısını gören yüksek kesimlerde yaşanıyor. Bu noktaların Husilerin eline geçmesi, hükümet güçlerinin Mokha’yı geri almasını zorlaştırabilir.
Güneydeki Aden kentinden Taiz’e uzanan yol boyunca yaklaşık 30 kontrol noktası bulunuyor. Her bir noktanın farklı komutanların kontrolündeki alanları göstermesi, hükümet saflarındaki güçlerin parçalı yapısını ortaya koyuyor. Kente yaklaşırken yaralı taşıyan ambulansların sayısı arttı; yarım saat içinde en az beş ambulansın Taiz’deki ana hastaneye gittiği görüldü.
Taiz’e gece ulaşıldığında dükkânlar ve restoranlar açıktı, çocuklar sokaklarda oynuyordu. Ancak dağlardan yükselen topçu ve silah sesleri, kentteki günlük hayatın hemen yanı başında savaşın sürdüğünü hatırlatıyordu. Taiz, Husilerin 2015’te başkent Sana’yı hükümetten almasının ardından ülke genelinde başlayan iç savaşın başlıca cephelerinden biri oldu. Husiler daha sonra Taiz’i de ele geçirmeye çalıştı, ancak yerel milislerin direnişiyle kentin büyük bölümünden çıkarıldı.
Husilerin son operasyonlarında insansız hava araçlarının yanı sıra farklı silah sistemlerinden yararlandığı bildiriliyor. Suudi Arabistan, Batılı ülkeler ve Birleşmiş Milletler uzmanları, İran’ın Husilere silah, finansman ve askeri danışmanlık sağladığını belirtiyor. Tahran ise Husilere silah verdiği iddialarını reddediyor ve desteğinin siyasi düzeyde olduğunu savunuyor.
Yıllardır Husilerin çocukları silah altına aldığına ilişkin raporlar bulunuyor. Bir hükümet askeri, cephede çocuklarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek bunun ağır bir durum olduğunu söyledi. Husiler 2022’de Birleşmiş Milletler ile imzaladıkları eylem planında çocukların silahlı çatışmalarda kullanılmasına son verme taahhüdünde bulunmuştu. Bununla birlikte, hükümet güçleri saflarında da gençlerin görev yaptığına ilişkin haberler yayımlandı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Yemen hükümetine silah ve askeri destek sağlıyor. Suudi ordusu Kızıldeniz kıyısındaki Husi mevzilerine yüzlerce hava saldırısı düzenlerken Husiler de Suudi Arabistan’ın güneybatısındaki kentlere ve altyapıya insansız hava araçları ile füze saldırıları gerçekleştirdi.
Hastaneler ve kamplar doluyor
Taiz’deki el-Sevra Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde cepheden getirilen yaralılar tedavi görüyor. Görülen tüm yatakların dolu olduğu hastanede hem askerler hem de siviller bulunuyor. Keçi güderken başına şarapnel isabet eden 12 yaşındaki Gana Nabil de yaralılar arasındaydı. Ailesi, yakına düşen bir Husi havan mermisinin küçük kızın yaralanmasına yol açtığını söyledi. Bilinci kapalı halde tedavi gören Nabil’in başı bandajlarla sarılı, yüzü ise şiş ve morarmıştı. Doktorlar, yaralanmanın beyninde kalıcı hasara yol açtığını ve uyansa bile hayatının eskisi gibi olmayacağını belirtti.
Taiz’in yaklaşık 20 kilometre güneyindeki el-Monig yerinden edilme kampına Mokha ve çatışmaların vurduğu köylerden kaçan aileler gelmeye devam ediyor. Yüzlerce çadırın bulunduğu kampa yalnızca son 10 günde 200 ailenin ulaştığı bildirildi. Mokha’dan eşi ve beş çocuğuyla bir hafta önce gelen Maryam Saleh, günlük yiyecek parasını kazanabilmek için şapka örüyordu. Ailesinin kaçarken yanına hiçbir eşya alamadığını, çocuklarıyla birlikte yalınayak yürüdüklerini söyledi. Yeğeninin kaçış sırasında havan mermisinden kopan şarapnel nedeniyle hayatını kaybettiğini anlatan Maryam, ailesinin önünde ve arkasında çatışma ile keskin nişancı ateşi bulunduğunu belirtti.
Kampta kalan Fatma Muhammed Saleh ise yürüyemediği için başka bir ailenin çadırının önünde boş bir pirinç çuvalının üzerinde yatıyordu. Çatışmalar köylerine ulaştığında iki oğlu ve torunlarıyla birlikte olduğunu anlatan Fatma, ailesinin hızını düşürdüğü için çocukların götürülmesini istediğini söyledi. İki gün boyunca elleri ve dizleri üzerinde ilerlediğini, çevresinden mermiler geçerken bombardıman seslerinin gök gürültüsünü andırdığını aktardı. Daha sonra bir motosiklet sürücüsünün kendisini kampa götürdüğünü belirten Fatma, ailesini o günden beri görmediğini söyledi.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, 22 Eylül itibarıyla Yemen genelinde yalnızca eylül ayı içinde 130 binden fazla kişinin yerinden edildiğini açıkladı. İç savaşın başlamasından bu yana yerinden edilenlerin toplamı 5,2 milyona ulaşırken, önümüzdeki üç ayda yaklaşık 100 bin kişinin daha evlerini terk etmek zorunda kalabileceği uyarısı yapıldı.




