Türkiye’de Su Kayıpları Tehlikesi Büyüyor: Milyarlarca Metreküp Su Yok Oluyor
Türkiye’de içme suyu şebekesinden kaybolan su miktarı alarm veriyor. Milyarlarca metreküp su kaybı, ciddi bir ekonomik kayba yol açıyor.
Türkiye’de içme suyu sistemine verilen toplam su miktarı 6,22 milyar metreküp iken, bunun yalnızca 4,13 milyar metreküpü kullanıcıya ulaşabiliyor. Yaklaşık 2,09 milyar metreküp su, sistem içinde kayboluyor. Mevcut kayıp oranı yüzde 30 seviyelerinde seyrederken, faturalandırılamayan su oranı ise yüzde 38,67’ye kadar yükseliyor. Ülke genelinde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1305 metreküp seviyesine gerilemiş durumda ve bu durum, birçok kentin yıllık su ihtiyacına eşdeğer kayıpların yaşandığını gösteriyor.
İklim değişikliği, artan nüfus, bilinçsiz su tüketimi ve büyüyen şehirler, Türkiye’yi su stresi sınırına taşımış durumda. Sınırlı su kaynaklarının önemli bir kısmı, kullanıcıya ulaşmadan önce sızıntı, arıza ve ölçüm hataları nedeniyle kayboluyor. Bu durum, Türkiye’deki su kaynaklarının azalmasını yalnızca doğal bir sorun olmaktan çıkararak, altyapı ve yönetim krizine dönüşme riski taşıyor. Su yönetimi politikalarının en zayıf halkasını oluşturan su kaybı, yıllardır düşürülmeye çalışılmasına rağmen hala kritik seviyelerde seyrediyor. 2004 yılında yüzde 60 olarak hesaplanan kayıp oranı, yapılan yatırımlara rağmen günümüzde yüzde 30 seviyesine inebilmiştir.
Su Kaybı ve Ekonomik Etkileri
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü verilerine göre, içme suyu şebekesine verilen su miktarının 6,22 milyar metreküp olduğu hesaplanıyor. Ancak bu miktarın yalnızca 4,13 milyar metreküpü kullanıcıya ulaşmakta, yaklaşık 2,09 milyar metreküp su sistem içinde kaybolmaktadır. Uzmanlar, bu kaybın birçok kentin yıllık su ihtiyacına denk geldiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, faturalandırılamayan ancak tüketilen suyu da kapsayan “gelir getirmeyen su” oranı yüzde 38,67 olarak belirtiliyor.
Su Kıtlığı Riski
Türkiye genelinde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1305 metreküp seviyesinde bulunuyor. Bu değer, uluslararası ölçütlere göre Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığını gösteriyor. Kişi başına düşen su miktarının 1000 metreküpün altına inmesi, su kıtlığı anlamına geliyor. Nüfus artışı ve iklim değişikliği etkileri göz önüne alındığında, Türkiye’nin bu eşiklere hızla yaklaştığı görülüyor.
Tarımda Su Kullanımı
Türkiye’de su tüketiminin dağılımı, kaynakların hangi alanlarda yoğunlaştığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Toplam su kullanımının yüzde 68’i meskenlerden gelirken, sanayi ve ticarethanelerin payı yüzde 9,6, kamu kurumlarının payı ise yüzde 5,3 seviyesindedir. Ancak asıl büyük tüketim kalemi tarım oluşturmaktadır. Türkiye genelinde yıllık yaklaşık 61,7 milyar metreküp su kullanılırken, bunun 48,7 milyar metreküplük bölümü doğrudan tarımsal sulamada değerlendirilmektedir. Gelişigüzel sulama yöntemleri, kaynaklar üzerinde baskıyı artırmaktadır.
Yağışların Yetersizliği
Türkiye’de yıllık ortalama yağış miktarı 573,4 milimetre olarak ölçülmekte ve toplam yağış hacmi yaklaşık 450 milyar metreküp olarak hesaplanmaktadır. Ancak bu miktarın tamamı değerlendirilemiyor; yağışın yalnızca 185 milyar metreküplük kısmı su kaynaklarına dönüşüyor. Kullanılabilir yüzey suyu 94 milyar metreküp, yer altı suyu ise 18 milyar metreküp seviyesindedir.
Arıtma Tesislerindeki Kayıplar
Su kaybının önemli bir kısmı arıtma tesislerinde yaşanmaktadır. Türkiye genelindeki 529 içme suyu arıtma tesisinden 107’sinde yapılan analizler, bazı tesislerde kayıpların yüzde 20’nin üzerine çıktığını göstermektedir. Bu kayıplar, sistemin görünmeyen ancak önemli bir zafiyetini oluşturmaktadır. Ulusal Su Planı, kayıpları azaltmanın yanı sıra su tüketimini de düşürmeyi hedeflemektedir. Plan doğrultusunda, kişi başına günlük su tüketiminin 2030’da 120 litreye, 2050’de 100 litreye, 2100’de ise 75 litreye kadar düşürülmesi öngörülmektedir.
Ekonomik Kayıplar
Su Politikaları Derneği Başkanı ve eski DSİ yöneticisi Dursun Yıldız, su kayıplarının azaltılması için belediyelere net hedefler verildiğini belirtti. Yönetmeliğe göre, büyükşehir ve il belediyelerinin su kayıp oranını 2028’e kadar yüzde 25 seviyesine indirmesi gerekiyor. Ancak mevcut veriler, birçok belediyenin bu hedeflerin gerisinde kaldığını gösteriyor. Su kaybı yalnızca teknik bir altyapı sorunu değil, aynı zamanda doğrudan ekonomik bir kayıp anlamına geliyor. Yaklaşık 2 milyar metreküpe ulaşan yıllık su kaybının ekonomik karşılığı, suyun birim maliyetine göre milyarlarca liralık bir kayba işaret ediyor.
Eski Altyapının Sorunları
Dursun Yıldız, Türkiye’de ortalama yüzde 30’un üzerinde seyreden su kayıp oranının, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında oldukça yüksek olduğunu ifade etti. Avrupa Birliği ülkelerinde su kayıp oranları genellikle yüzde 10-15 bandında seyrederken, Almanya, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde bu oran yüzde 10’un altına düşmüştür. Türkiye’deki su altyapısının büyük bölümünün eski ve dağınık bir yapıda bulunması, bu sistemlerin fiziksel ve siber risklere açık hale gelmesine neden olmaktadır. Özellikle asbestli ve eski tip borular, hem sağlık hem de su kaybı açısından risk oluşturmaktadır. Bu hatlarda meydana gelen küçük çatlaklar bile zamanla büyük kayıplara yol açabilmektedir.




