ABD Topraklarının Yüzde 40’ı Sömürge Döneminde Elde Edildi
ABD topraklarının yaklaşık yüzde 40’ı, Avrupa sömürge güçlerinden ve komşu ülkelerden yapılan alımlarla kazanıldı.
Amerika Birleşik Devletleri, mevcut topraklarının yaklaşık %40’ını Avrupa’nın sömürgeci güçlerinden ve çevresindeki ülkelerden gerçekleştirdiği alımlarla elde etmiştir. Bu durum, ABD’nin tarihsel gelişimi açısından büyük bir önem taşımaktadır.
Kristof Kolomb’un 15. yüzyılın sonlarında Amerika’ya ulaşmasının ardından, İspanya, İngiltere ve Fransa gibi Avrupalı güçler bu topraklarda koloniler kurmaya başladı. 17. ve 18. yüzyıllarda, yerli halkların toprakları savaşlar ve kitlesel öldürmelerle gasp edilirken, kıta büyük ölçüde Avrupalı devletlerin kontrolüne girmiştir.
1776 yılında Bağımsızlık Bildirgesi’ni ilan eden ABD, uluslararası alanda yeni bir aktör olarak kendini göstermiştir. Bu süreçte, toprak genişletme politikası benimsenmiş ve yalnızca askeri yöntemler değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik araçlar da kullanılmıştır.
ABD’nin tarihindeki en büyük toprak kazanımı, 1803 yılında Fransa’dan yapılan Louisiana satın alımı olmuştur. Bu anlaşma ile ABD, 2 milyon kilometrekareden fazla bir alanı 15 milyon dolar karşılığında topraklarına katmıştır. Louisiana Alışverişi olarak bilinen bu anlaşma, ABD’nin yüzölçümünün %20’sinden fazlasını kapsamaktadır. Anlaşmanın gerçekleşmesinde, Fransa’nın ekonomik sıkıntıları ve Napolyon Bonapart’ın Avrupa’daki savaşlara odaklanma isteği etkili olmuştur. O dönemde ödenen 15 milyon dolar, günümüzde yaklaşık 420 milyon dolara denk gelmektedir.
1819 yılında ABD, İspanya ile imzaladığı Adams-Onis Antlaşması ile Florida’yı devralmıştır. Washington yönetimi, İspanya’nın uğradığı yaklaşık 5 milyon dolarlık zararı üstlenerek bölgeyi kontrol altına almıştır. 1854’te ise Meksika ile yapılan Gadsden Satın Alımı kapsamında, Arizona ve New Mexico’nun bir kısmını kapsayan yaklaşık 77 bin kilometrekarelik alan 10 milyon dolara satın alınmıştır.
1867 yılında Rus Çarlığı, ekonomik zorluklar nedeniyle Alaska’yı ABD’ye satmayı teklif etmiştir. ABD, 7.2 milyon dolar karşılığında Alaska’yı satın almış ve bu anlaşma, o dönemde eleştirilere neden olmasına rağmen sonradan büyük bir stratejik kazanım olarak değerlendirilmiştir. Bugün, ABD topraklarının yaklaşık %17’sini oluşturan Alaska, yeraltı zenginlikleri ve Kuzey Kutbu’ndaki jeopolitik konumuyla büyük bir öneme sahiptir. Alaska’nın en batı noktası ile Rusya arasındaki mesafenin yalnızca 80 kilometre olması, bölgenin stratejik değerini artırmaktadır.
ABD, 19. yüzyılda Küba’yı da İspanya’dan satın almak istemiştir. 1854’te hazırlanan Ostend Manifestosu’nda, Küba’nın satın alınması ya da zorla ele geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Her ne kadar ada satın alınamamış olsa da ABD’nin etkisi artmış ve Guantanamo Körfezi’ndeki üs ABD’ye kiralanmıştır. 1917 yılında ise ABD, Danimarka’dan Virgin Adaları’nı 25 milyon dolar altın karşılığında satın alarak Karayipler’deki stratejik gücünü pekiştirmiştir.
Grönland, ABD’nin satın alma planlarının sonuçsuz kaldığı bölgelerden biri olmuştur. 1946 yılında ABD Başkanı Harry Truman, Danimarka’ya 100 milyon dolarlık bir teklif yapmış ancak bu teklif reddedilmiştir. 2019 yılında Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma isteği ise diplomatik bir krize yol açmış ve Danimarka ziyareti iptal edilmiştir. 2026 yılında, ikinci başkanlık dönemini geçiren Donald Trump, bir kez daha Grönland konusunu gündeme getirerek Avrupa ile olan ilişkileri gerilmiştir.




