Kafamın İçi Kıyamet: Onur Kankaya’nın Derin Denemesi
Onur Kankaya’nın ‘Kafamın İçi Kıyamet’ adlı denemesi, içsel yolculuk ve duygusal derinlik sunuyor.
Kafamın İçi Kıyamet: Onur Kankaya’nın Derin Denemesi
Onur Kankaya’nın kaleme aldığı ‘Kafamın İçi Kıyamet’, 152 sayfadan oluşan ve deneme türünde bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Yazarın önceki eserlerinden birini okumuş olanlar, bu kitabı da merakla bekliyordu. Her kitabın, okunduğu an ve zaman dilimi ile bir bağı olduğu söylenir; bu eser de tam bu noktada okuyucuya farklı bir bakış açısı sunuyor.
Kitap, okuyucularına farklı duygular hissettirebilecek bir yapıya sahip. Sayfalar boyunca yer alan cümleler, “kalk”, “inan”, “önüne bak” gibi ifadelerle başlayarak, insanın içsel sesine hitap ediyor. Hayatın getirdiği farklı ruh halleri, bazen güçlü, bazen de kırılgan hissetmemize neden oluyor ve yazar, bu geçişleri örneklerle açıklıyor.
“İnsanı en yakınları üzer” gibi tanıdık ama belki de unuttuğumuz ifadeleri yeniden hatırlatarak, acılarımızın ve pişmanlıklarımızın yalnızca bize ait olmadığını hissettiriyor. Bu kitap, adeta “yalnız değilsin” mesajını veriyor satır aralarında.
Yazarın dikkatimi çeken ve altını çizdiğim bazı cümleleri ise oldukça etkileyici: “Ben güçlüyüm”, “Değer gördüğün kadar değer verirsen, daha az hayal kırıklığına uğrarsın”, “Eskisi gibi değilim. İçten kahkahalarım yok mesela”, “Hayat gariptir ama hiç adil değildir”, “Kırılan kalbini sadece sen iyileştirebilirsin”, “O uyku kaçıran, zonklayan acılar…” gibi ifadeler, okuyucunun iç dünyasına dokunuyor.
Bazen “kafamın içi çok kalabalık” dediğimiz anlarda, bu kitabı okumak bir nefes alma fırsatı sunuyor. Sonuç olarak, Kankaya’nın eseri yalnızlık hissini anlamamıza ve içsel sesimizi dinlemeye teşvik ediyor. Bu kitap, insanın kendi iç yolculuğunda rehberlik edecek bir kaynak niteliğinde.
“Yalnız görünse de insan aslında yalnız değildir. İçinde bir sürü ‘kendi’ vardır. Ama önce o iç sesi susturmayı öğrenmelidir…”
Aylin Özgür




