Faik Öcal’ın ‘4 Şehir ve 45 Öykü’ ile Edebiyat Yolculuğu
Faik Öcal, ‘4 Şehir ve 45 Öykü’ adlı eserinde edebi bir yolculuğa çıkarak, köklerine ve özlemine dair derin bir anlatım sunuyor.
Faik Öcal’ın kaleme aldığı “4 Bajar û 45 Çîrok” ya da Türkçesiyle “4 Şehir ve 45 Öykü”, yazarın anadili Kürtçe ile yazdığı ilk öykü kitabı olma özelliği taşıyor. Bu eser, Öcal’ın geçmişine dair edebi bir yolculuk sunarken, aynı zamanda köklerini onurlandırma ve kendine dönüş arzusunun sürekli bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
Kitapta yazar, dört şehirden bahsetse de, özellikle üç şehir ismi öne çıkıyor: Semsûr (Adıyaman), Dîlok (Antep) ve Colemêrg (Hakkari). Dördüncü şehir ise belirsiz bırakılmış; Malatya, Sivas veya Diyarbakır gibi alternatif şehirler düşünülse de, yazar kesin bir isim vermekten kaçınmış. Bu durum, okuyucunun kendi dördüncü şehrini keşfetmesi için bir fırsat sunuyor.
Öcal, 45 öyküsüyle kendi dördüncü şehrinin izini sürerken, sonsuzluğun kapısını aralamaya çalışıyor. Bu kayıp şehir, çoğu zaman dünyanın sonunun başlangıç noktası olarak tanımlanıyor. Anlaşılan o ki, dördüncü şehir, yazarın gariplikleri, yabancılıkları ve göçebeliğiyle dolu bir yer olarak okuyucuya sunuluyor.
Her bir öyküde, yazarın farklı yönleri, acıları, özlemleri ve umudu ile karşılaşıyoruz. Faik Öcal, ayrılığın ağırlığını hissettirirken, belki de okuyucularına konuk olmanın önemini hatırlatmak istiyor.
Adıyaman kökenli olan yazar, memleketinin topraklarından hareketle, yurdun dört bir yanına ve daha ötelere kendi öz sesini ulaştırma çabası içinde. Her öyküde, memleketinin özlem dolu kokusu ve gurbetin acı tadı belirgin bir şekilde hissediliyor.
Öyküler, isimler üzerinden ilerliyor; bazen tanıdık, bazen de yakıcı isimler karşımıza çıkıyor. Mustafa, Ahmet, Zeki, Rabia, Azad, Fuat, Nur, Hüseyin, Dila, Roza, Solin, Şirvan ve Raperin gibi isimler, okuyucunun aklında bir gerçeklik ya da yazarın geçmişinde yer eden anılar olarak kalıyor.
Okuyucu, kayıp dördüncü şehrinin izini sürerken, bu isimlerin ardındaki gerçekliği kendisi keşfedecek.
Kitap, Sitav Yayınevi’nden yayımlandı ve toplamda 133 sayfa uzunluğunda. Eserin editörlüğünü Mervan Serhildan, Besim Baykal, İncil Selçuk ve Muhammet Baki Ronahi üstlenmiştir.




