Ambalaj Atıklarında Yeni Dönem: Türkiye ve AB’de Değişim

Ambalaj atıklarında Türkiye ve AB’de yeni düzenlemeler devreye girdi. Depozito sistemi ve geri dönüşümdeki değişiklikler hakkında detaylar.

Avrupa Birliği, 12 Ağustos itibarıyla yeni Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü’nü (PPWR) uygulamaya koyarken, Türkiye’de de ambalaj atıklarının geri dönüşümünde önemli bir değişim yaşanıyor. ÇEVKO Vakfı, AB’ye ihracat yapan şirketler için yeni yükümlülüklerin yanı sıra depozito sistemi dışında kalan ambalajların kaynağında ayrı toplanmasının önemine dikkat çekiyor.

Ambalaj sektörü, hem Türkiye’de hem de Avrupa’da kapsamlı bir dönüşüm sürecine girmiş durumda. AB’nin yeni tüzüğünün bazı kritik düzenlemeleri, 12 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Türkiye’de ise tek kullanımlık içecek ambalajlarını geri dönüşüme kazandırmayı amaçlayan Depozito Yönetim Sistemi, bu yeni atık yönetimi modelinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

PPWR kapsamında ilk düzenlemeler, gıda ile temas eden ambalajlarda 11 Şubat 2025’te yürürlüğe girecek. PFAS olarak bilinen per- ve polifloroalkil maddelere yönelik kısıtlamalar, 12 Ağustos itibarıyla uygulanmaya başlayacak. Bu durum, Avrupa pazarına ihracat yapan Türk şirketleri için ambalaj bileşimi ve tedarik zincirlerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.

Yeni düzenlemelerle birlikte, ambalajın ana hammaddesinin yanı sıra üretim süreçlerinde kullanılan mürekkep, kaplama ve yapıştırıcı gibi bileşenler de PFAS kısıtlamalarına tabi olacak. Bu nedenle, üreticilerin tedarikçilerinden uygunluk değerlendirmeleri ve teknik dokümantasyon talep etmeleri gerekecek. AB’ye ihracat yapan Türk şirketleri, bu düzenlemelerin ticari etkileriyle karşılaşacak. PPWR hükümlerinin uygulanmasından AB’deki ithalatçılar sorumlu olacak; ancak Türk ihracatçıların, ithalatçıların talep edeceği belgeleri sağlaması gerekecek.

2030 itibarıyla AB pazarına sunulacak ambalajların geri dönüştürülebilirlik kriterlerini karşılaması zorunlu hale gelecek. Bir ambalajın teorik olarak geri dönüştürülebilir olması yeterli olmayacak; mevcut altyapıda fiilen geri dönüştürülebilmesi de aranacak. Bu durum, çok katmanlı ve ayrıştırılması zor ambalajların yeniden tasarlanmasını gerektirebilir.

AB’nin yeni düzenlemeleri, ambalajların boyutlarını da etkileyecek. Ambalajların ağırlık ve hacimlerinin belirli minimum seviyelere indirilmesi hedefleniyor. Pazarlama ve marka algısı gibi gerekçeler, fazla ambalaj kullanımını haklı çıkarmak için yeterli olmayacak. Ayrıca, belirli plastik ambalajlar için 2030 ve 2040 yılları için geri dönüştürülmüş içerik hedefleri de kademeli olarak artırılacak.

ÇEVKO Vakfı, yeni düzenlemenin ambalaj tasarımından malzeme seçimine kadar geniş bir dönüşüm süreci getirdiğine dikkat çekiyor. Özellikle PFAS uyumu ve tedarik zinciri yönetimi için şirketlerin hazırlıklarını şimdiden başlatmaları gerektiğini vurguluyor.

Türkiye’de ise tek kullanımlık içecek ambalajlarının ayrı toplanmasına yönelik Depozito Yönetim Sistemi hayata geçirildi. Türkiye Çevre Ajansı’nın koordinasyonunda yürütülen bu sistem, “Depozitosu Olan Ambalaj” (DOA) işaretini taşıyan ürünlerin tüketim sonrası iade edilerek geri dönüştürülmesini ve döngüsel ekonomiye kazandırılmasını amaçlıyor. Sistem, 0,10 litre ile 3,01 litre arasındaki tek kullanımlık içecek ambalajlarını kapsıyor ve PET, cam şişeler ile metal kutular bu sistemin temel bileşenleri arasında yer alıyor.

Ancak tüm ambalaj atıkları depozito sistemine dahil değil. ÇEVKO Vakfı, bu nedenle kaynağında ayrı toplamanın önemini vurguluyor. Kâğıt, karton, plastik, metal, cam ve kompozit ambalajların diğer atıklardan ayrı toplanarak geri dönüşüme gönderilmesi, doğal kaynakların korunması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesi açısından kritik öneme sahip.

İstanbul Pendik’te uygulanan “Camkurtaran Projesi”, cam ambalaj atıklarının diğer atıklardan ayrılarak geri dönüşüme kazandırılmasını hedefliyor. Pendik Belediyesi ve ÇEVKO Vakfı iş birliğinde yürütülen bu projede, ilk aşamada 63 noktada kafe ve restoranlar yer alıyor. Proje kapsamında, yaklaşık 1,5 ay içinde 6,5 ton cam ambalaj atığı toplanarak geri dönüşüme gönderildi. Cam ambalajların kalitesinin korunarak geri dönüştürülebilmesi, bu atıkları döngüsel ekonomi açısından önemli bir hammadde haline getiriyor. Camkurtaran Projesi’nin kapsamının genişletilmesi hedefleniyor.

Sonuç olarak, ambalaj sektöründe başlayan bu yeni dönem, AB pazarına yönelik daha sıkı tasarım ve içerik kriterlerini beraberinde getirirken, Türkiye’de ambalajların tüketim sonrası yeniden ekonomiye kazandırılmasına yönelik yeni toplama modellerini de gündeme getiriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu