Fransa cumhurbaşkanlığı seçimi kaosla sarsılıyor

Fransa cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde okul protestoları, aşırı sağdaki antisemitizm iddiaları ve borç krizi siyasi gerilimi artırdı.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken ülke, okul çevrelerindeki şiddet olayları, aşırı sağdaki antisemitizm iddiaları ve ekonomik göstergelerdeki bozulmayla sarsılıyor. Art arda yaşanan krizler, zaten sertleşen siyasi rekabeti daha da derinleştiriyor.

Hükümetin ortaöğretim kurumları önündeki protestolara müdahalesi kamuoyunda tepki çekerken, Jean-Luc Mélenchon’un liderliğindeki Boyun Eğmeyen Fransa hareketinin göstericilere destek vermesi de tartışma yarattı. Hareket, öğrencileri polisle yaşanabilecek çatışmalardan korumayı amaçladığını savunuyor; hükümet ve siyasi rakipleri ise bu tutumun şiddeti körüklediğini öne sürüyor.

Marine Le Pen, protestolardaki şiddetten kışkırtıcıları sorumlu tutarak Boyun Eğmeyen Fransa’yı “kaos ve isyan unsurlarına yardım etmekle” suçladı. Le Pen’in Ulusal Birlik partisi, kamu düzeninin sağlanamadığı ve solun gerilimi artırdığı mesajıyla güvenlik endişesi taşıyan seçmenlere ulaşmaya çalışıyor.

Ancak kriz, Le Pen’in partisi içindeki Jordan Bardella tartışmasını da gölgede bıraktı. Mediapart, Bardella’nın 17 yaşındayken Facebook Messenger üzerinden antisemitik mesajlar gönderdiğini ileri sürdü. İddiaları kesin bir dille reddeden Bardella, haber kuruluşuna dava açacağını açıkladı. Mediapart ise iddiaları doğrulamak için ekran görüntüleri ve Meta’dan elde edilen konuşma verilerini kullandığını belirten yeni bir haber yayımladı. Le Pen’in iktidara gelmesi halinde başbakan olması beklenen Bardella’nın siyasi geleceği böylece belirsizliğe sürüklendi.

Ekonomik cephede de baskı artıyor. Sébastien Lecornu hükümeti, 2027 bütçesinde 43 milyar avroluk tasarruf öngören planı piyasaları rahatlatmak amacıyla parlamentoya sundu. Ancak azınlık hükümetinin, sosyal ve siyasi açıdan ağır sonuçlar doğurabilecek kesintiler için milletvekillerinden yeterli desteği alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor. Borçlanma maliyetleri 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, Fransa’nın 10 yıllık tahvilleri ile Almanya’nın tahvilleri arasındaki fark da cuma günü 150 baz puanın üzerine yükseldi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un merkez çizgisiyle bağlantılı adayların da bu ortamdan zarar görmesinden endişe ediliyor. Eski başbakanlar Edouard Philippe ve Gabriel Attal’ın merkezden yürüttüğü siyasi arayış, hükümetin bütçe ve güvenlik krizlerini yönetememesi nedeniyle baskı altında kalabilir.

Mélenchon’un gelecek salı düzenlenmesi planlanan gösterilere parti yöneticilerinin katılması ve öğrencileri polis şiddetine karşı koruması çağrısı, onu kampanyanın merkezine taşıyabilir. Ancak protestolardaki huzursuzlukla özdeşleşmesi, siyasi açıdan ters sonuç da doğurabilir. Fransa’da aşırı sağ ve aşırı solun öne çıktığı bu süreçte, merkez siyasetin ülkenin yönetilemediği algısını kırmakta zorlandığı görülüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu