Dini ve İmanı Rahat Bırakın, İnsanların İnançlarıyla Oynamayın
Dini ve imanı sürekli eleştirenlerin gündemi, inançlara zarar veriyor. İnsanların inançlarına saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Her geçen gün din ve iman aleyhine yapılan konuşmalar artarak devam ediyor. Bu durum, gündemi belirleyenlerin inanç konularına olan ilgisini sorgulatıyor. Görünüşe göre, bu kişiler çoktan inançlarını yitirmiş durumda. Ancak geçmişe olan özlemleri, din ve imanı sürekli sorgulamalarına neden oluyor.
Din ve diyanetle doğrudan bir ilişkisi olmayan bu kişiler, sürekli olarak dini meseleleri gündeme getiriyorlar. Kurban ibadetine yönelik eleştirilerde bulunuyor, cami sayıları üzerinden tartışmalar yürütüyor ve cuma hutbelerini sıkça gündeme getiriyorlar. Ne namazda bir dikkatleri var ne de ezanda bir kulakları; fakat gündemleri hep bu konular etrafında dönüyor.
Bir bilim insanı olarak tanınan bu kişi, bilimsel çalışmalarıyla değil, dine ve imana yönelik eleştirileriyle dikkat çekiyor. Bilimsel bir yaklaşım sergilemekten uzak olan bu kişiler, din ve inançla sürekli bir hesaplaşma içinde. Bitmek bilmeyen bir öfke ve hesaplaşma arzusu, onları bu yolda durmaksızın ilerlemeye itiyor.
İnsanların inançlarıyla oynamaktan vazgeçin. Biraz rahat bırakın bu dini, imanı ve inancı. Uğraşmayın insanların inançlarıyla, kendi keyfinize bakın.
Son günlerde CHP Milletvekili Adnan Beker, Kılıçdaroğlu’nun hedefi haline gelmişti. Dün CHP’den istifa etti. Normalde, “Özgür Özel’in kuracağı partiyi bekleyip oraya geçecektir” diye düşünürdüm. Ancak istifa metninde bağımsız kalacağını belirtince, “Ne oluyor ya? Adnan Beker cepheyi de mi terk etti?” diye düşünmeden edemedim.
İran’da Hamaney’in cenaze törenine dünyanın dört bir yanından gelen heyetler, öldürülmüş bir dini lidere son görevlerini yerine getiriyor. Ancak İran devleti, Kuran ayetlerini bu heyetlere laf sokmak için kullanıyor. Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır heyetleri için ayrı ayrı ayetler seçmişler. Bu durum, misafirperverlik ve saygı anlayışını sorgulatıyor.
Savaş boyunca İran’dan yana olan biri olarak, bu durumu yadırgadım. Muharrem İnce’nin “Ben Kemal Kılıçdaroğlu ile de Özgür Özel ile de görüşebiliyorum” ifadesi, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerdeki durumu hakkında düşündürücü bir benzetme yapmamı sağladı. Ancak bu durumdan Kemal Bey’in Rusya, Özgür Bey’in Ukrayna gibi bir sonuç çıkarmak mümkün değil.
Gündemdeki konular arasında NATO Zirvesi de önemli bir yer tutuyor. Kiminle konuşsam, “NATO Zirvesi’nden sonra bakarız” yanıtını alıyorum. Annem bile, “Hele şu NATO Zirvesi bir bitsin” diyerek bu konuyu gündeme getiriyor.
Özgür Özel, “Hain Kemal” sloganından rahatsız olduğunu Zonguldak’ta açıkça ifade etti. Kitlesini bu konuda vazgeçirebilir mi? Bu konuda emin değilim. Dünkü yağmurun keyfini çıkarırken, sel baskını görüntüleri moralimi bozdu. Yağmur güzeldi ama taşkınlar olmasa daha iyi olurdu.
Erdal Beşikçioğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında saf tutması, beni şaşırttı. Çünkü kendisi tam bir Özgürcü tipolojisi olarak biliniyordu. Bu durum, onun cüretkarlığını gösteriyor. “Hain Behzat Ç” sloganlarından korkmuyor mu?
ABD’deki polisler, Messi’yi ararken gösterdikleri tutum oldukça dikkat çekiciydi. Messi, itaat etme tutumuyla dikkat çekerken, Maradona’nın bu durumda nasıl bir tavır alacağını düşündüm. Maradona, küçük çaplı olaylar çıkararak her zaman 1 numara olmayı başarmıştı.
NATO Zirvesi’nden sonra neler olacağını merakla bekliyoruz. Trump, Macron’a yüklenirken, Meloni de Trump’la hesaplaşacak. Erdoğan, arayı bulmaya çalışacakken, Sanchez özel muamele görecek. Kısacası, çok ilginç gelişmeler yaşanacak.




