Kayıpların Ardından Beliren Gölgeler: Zeliha Tamer Uçar’ın Eseri

Zeliha Tamer Uçar’ın yeni eseri, kayıplar ve yaşamın zorlukları üzerine derin bir bakış sunuyor.

Semanur BOZOK SABUNCU yazdı…

Zeliha Tamer Uçar‘ın 2023 3. Oğuz Atay Öykü Ödülü Seçkisi’nde yer alan eseri, aynı adla Metinlerarası Kitap tarafından Ekim 2025’te yayımlandı. Bu kitap, yazarın daha önce çeşitli ödüller kazandığı öyküleri de içermektedir. Uçar, “Sağır Boşluk” öyküsü ile 2023 Tomris Uyar Öykü Ödülü Seçkisi’nde, “Karta Kaçtın Seni Bundan Sonra Kim Alır?” öyküsüyle 2024 Edebiyatist Kristal Kalem Öykü Seçkisi’nde ve “Dünya Anamın Memesi” öyküsüyle de İshak Edebiyat 2024 Öykü Seçkisi’nde yer almıştır.

On üç öyküden oluşan bu eser, öykü teknikleri açısından oldukça başarılı bir yapıya sahip. Kitabın ilk öyküsü “Merkezdeki Fikir”, yazarın yazım sürecini ve karakterlerin yazarın düşünce dünyasından nasıl sıyrıldığını etkileyici bir şekilde sunuyor. Yazarın Ahmet Ümit ile tanışması ve karakterlerin yazarın zihninde misafir olması, metinlerarasılık ve büyülü gerçekçilik unsurlarını gözler önüne seriyor.

“Ağızım Ben” öyküsünde, toplumda sıkça karşılaşılan annelerin erkek çocuklarına olan aşırı düşkünlüğü ele alınıyor. Yazar, bu konuyu büyülü bir atmosfer içerisinde, geleneksel bir dil ile postmodern bir teknikle işleyerek modern ve postmodern unsurlar arasında bir denge kuruyor.

“Sağır Boşluk” öyküsünde ise, kocası tarafından aldatılan Hülya Öğretmen’in, kızını tek başına dünyaya getirme süreci anlatılıyor. Bu öyküde, bir kadının hayatını yeniden inşa etme çabası ve yalnızlık duygusu derin bir şekilde işleniyor. Okuyucu, Hülya’nın içsel feryadını adeta hissediyor.

Yazarın karakterleri, günlük hayatta karşılaşılabilecek kadın figürleri olarak karşımıza çıkıyor. “Hocamın Ellerine Sağlık” adlı öyküde, genç ve güzel kalma baskısı altında ezilen orta yaşlı bir kadının estetik ameliyat sonrası yaşadığı tuhaf durum ve psikolojik değişimi, ironik bir dille aktarılıyor. Ferhunde’nin yaşadığı ruh hali, okuyucuyu derinden etkiliyor.

“Eskiler ölüsünü mumyalarmış, şimdikiler dirisine bal mumu sürüyor. Nasıl baş edilir bu kadınlarla? Bıçak altına yatıveriyorlar hemen. Bütçeden haber ver sen. Yok kalıcısıydı, yok porselen makyajıydı… İpek kirpikler, kanat çırpan kelebekler kadar albenili. Gözüne kalem çekemeyenlerin imdadına kalıcı makyaj yetişiyor. Gece Afrodit’le yatıp sabah hortlakla uyanma kabusu bitti artık erkekler için.” (s.36)

Bu satırlar, yazarın güncel plastik cerrahinin öyküde nasıl yer bulduğunu gözler önüne seriyor.

Kitapta, yazarın geçmişle anı arasında ustaca geçişler yaptığını görüyoruz. Sahneler arasındaki geçişler oldukça akıcı ve pürüzsüz. “Destur De” öyküsünde, çöl safarisine giden ancak olumsuz şartlar nedeniyle hastalanan bir karakterin yaşadığı anılar, dikkat çekici bir şekilde sunuluyor.

“Banyo aynasında hortlamış gözlerle karşısında duran anneannesine baktı. Çocukluğundan beri her tuvalete girdiğinde anneannesi yanındaydı. Ya kapı arkasında durur ya aynadan gözetlerdi onu…” (s.64-S65)

“Tahta Bacaklı At” öyküsü, okuyucuyu sosyal hayatın tam ortasına yerleştiriyor. Cenaze evinde geçen bu öyküde, babalarının vefatından sonra evin boşaltılması telaşındaki üç kardeşin hikayesi anlatılıyor. Abinin, evi boşaltmak için aceleci tavrı ve ortanca kızın ona yardım etme çabası, okuyucuya derin bir duygusal etki bırakıyor. Bu eser, Zeliha Tamer Uçar’ın kaleminden çıkan önemli bir metin olarak dikkat çekiyor.

Tahta Bacaklı At

Zeliha Tamer Uçar

Metinlerarası Yayıncılık

Sayfa Sayısı: 115

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu