SONAR Anketi: CHP’nin Düşüşü ve Ekonomik Endişeler

SONAR’ın son anketi, CHP’nin oy oranındaki düşüşü ve ekonomik kaygıları gözler önüne seriyor.

CHP, son iki ayda yüzde 30’un altına düşerek ciddi bir erime sürecine girmiş durumda. Ancak Hakan Bayrakçı’nın yönettiği SONAR araştırma şirketi, CHP’yi hâlâ birinci parti olarak değerlendiriyor. AK Parti ise ikinci sırada yer alıyor. SONAR, iktidara mesafeli bir araştırma firması olarak biliniyor. Nisan ayındaki anket sonuçları ise bu durumu değiştirdi ve AK Parti, son altı ayda ilk kez birinci parti konumuna yükseldi.

SONAR’ın Nisan ayı anketine göre, AK Parti’nin oy oranı yüzde 32.3, CHP’nin ise yüzde 31.4 olarak belirlendi. Diğer partilerin oy oranları ise DEM Parti yüzde 9.9, MHP yüzde 7.2, İYİ Parti yüzde 6.1, Zafer Partisi yüzde 3.3, Anahtar Parti yüzde 3.3, Yeniden Refah Partisi yüzde 2.7, Büyük Birlik Partisi yüzde 1.5, TİP yüzde 1.2 ve diğerleri yüzde 1.2 şeklinde sıralanıyor.

AK Parti’nin bu sonuçlarla öne geçtiği görülüyor. Ancak Hakan Bayrakçı, anketlerin güvenilirliği konusunda önemli bir uyarıda bulunuyor. Bayrakçı, “Siyasi partilerin oy oranlarını belirlemek için görüş bildirmeyenlerin oranı, parti tercihlerine göre dağıtılmaktadır. Ancak görüş bildirmeyenlerin oranı yüzde 30’u aştığında, bu oranlar sağlıklı bir şekilde belirlenememektedir. Son aylarda bu oran yüzde 35.9’a çıkmış durumda. Bu nedenle, partilerin nihai oy oranlarını belirlemek zorlaşıyor” diyor.

Kamuoyu araştırma şirketlerinin verilerine saygı duymakla birlikte, CHP’nin yolsuzluk ve rüşvet skandallarına rağmen hâlâ yüzde 30’larda kalmasını şaşırtıcı buluyorum. Bu sonuç, derinlemesine incelenmeyi gerektiriyor. Bu kadar olumsuz gelişmeye rağmen CHP’nin bu seviyelerde kalmasının nedenleri iyi analiz edilmelidir.

EKONOMİ

Yayınladığım her anketin içinde ekonomik verilere yer veriyorum çünkü seçmenlerin oy tercihlerini belirleyen en önemli faktör ekonomi. Ayrıca, İran savaşının devam ettiği bir dönemde bile ekonominin birinci sırada yer alması dikkate değer. Herkes öncelikle kendi geçim derdine odaklanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin ekonomik etkileri konusunda katılımcıların yüzde 74.2’si bu durumun market ve mağaza fiyatlarını doğrudan etkilediğini düşünüyor.

SONAR’ın hükümetin ekonomi politikalarını onaylayıp onaylamadıklarıyla ilgili sorusuna katılımcıların yüzde 63.9’u hayır cevabını verirken, onaylayanların oranı ise yüzde 22.7 olarak belirlendi.

Ekonomiye dair birkaç veri daha paylaşmak istiyorum. Gelir artışlarının giderleri karşılayıp karşılayamadığı sorusuna “hayır, karşılamıyor” diyenlerin oranı yüzde 69.7, “evet, karşılayabiliyor” diyenlerin oranı ise yüzde 25.9. Son haftalarda parasal durumunda bir iyileşme yaşayıp yaşamadıkları sorusuna katılımcıların yüzde 66.5’i gerileme yaşadıklarını belirtirken, herhangi bir değişiklik olmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 25.5, iyileşme yaşadığını belirtenler ise sadece yüzde 6.9’da kaldı.

VATANDAŞIN PROFİLİ

Vatandaşların ekonomik durumunu anlamak için SONAR’ın anketinden elde edilen bir veriyi paylaşmak istiyorum. Zorunlu ihtiyaçlar dışında en fazla hangi alanlara harcama yapıldığı sorusuna verilen yanıtlar, vatandaş ekonomisinin profilini ortaya koyuyor. Yeme ve içmeye harcanan oran yüzde 43.7 iken, giyime harcama oranı yüzde 10.1, çocuklar için harcamalar yüzde 6.5 ve ev için alışveriş yüzde 5.5 olarak belirleniyor. Bu harcamalar zorunlu ihtiyaçlar dışında kalıyor. Ancak bu harcamaların hangisi lüks? Aslında hepsi zaruri harcamalar değil mi? Siyasi partilerin politikalarını buna göre belirlemeleri faydalı olacaktır.

İRAN SAVAŞINDAKİ POLİTİKA

Şimdiye kadar dört ayrı kamuoyu araştırma şirketinin anketlerini inceledim. Hepsinin verileri farklılık gösteriyor. Ancak tek bir konuda benzer sonuçlara ulaşmışlar; o da Türkiye’nin İran savaşındaki politikası. SONAR, “İran-ABD savaşında Türkiye’nin politikasını olumlu mu buluyorsunuz, olumsuz mu?” sorusunu yöneltti. Katılımcıların yüzde 47.6’sı Türkiye’nin politikasını olumlu bulurken, yüzde 33.1’i olumsuz buluyor. Kararsız veya fikri olmayanların oranı ise yüzde 19.3. Bu, Türkiye’deki her beş kişiden birinin kararsız olduğunu gösteriyor.

ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ

Bu veriler ışığında, AK Parti’nin Türkiye’nin savaş stratejisini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğini daha iyi anlatması gerekiyor. Çünkü Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, güvenli bir liman olarak öne çıkıyor. İran’da savaş sürerken ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol krizi dünya ekonomilerini sarsarken, Türkiye güvenli bir ada konumuna gelmiş durumda. Bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinin büyük bir payı var. Fırtınalı dönemlerde liderler, ülkelerini felaketlere sürükleyebileceği gibi, aynı zamanda başarılı bir şekilde yönlendirebilirler. Örneğin, dünyanın en deneyimli liderlerinden Putin, Ukrayna’daki çıkmazdan kurtulamazken, Trump Hürmüz Boğazı meselesinde başarısız oldu. Erdoğan ise hem Rusya-Ukrayna savaşında hem de yanımızdaki ABD-İran savaşında güçlü liderliğiyle Türkiye’yi güvenli bir ada haline getirmeyi başardı. Ekonomik zorluklara rağmen AK Parti’nin oylarındaki artış, İran savaşında izlenen sağduyulu politikaların bir sonucudur. Bu noktada en büyük pay Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aittir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu