Simyacı: Paulo Coelho’nun Efsanevi Yolculuğu
Paulo Coelho’nun Simyacı eseri, içsel bir yolculuğun ve hayallerin peşinden koşmanın hikayesini anlatıyor.
Simyacı: Paulo Coelho’nun Efsanevi Yolculuğu
Yazar: Paulo Coelho
Kitap: Simyacı
Sayfa: 166
Çeviri: Özdemir İnce
Sevgili Okur;
Simyacı…
Otuz yıl önce tanıştığım bu eseri, zamanın geçişiyle yeniden okumak istedim. İlk okuduğumda bıraktığı derin etkiyi, zamanla kaybolan bir lezzet gibi hissettiğimi fark ettim. Neden böyle olduğunu düşündüğümde, hayatın koşuşturmacası içinde gerçekliğe o kadar alıştığımızı anladım ki, sanki her şey sabit kalacakmış gibi bir yanılsama içinde yaşıyoruz.
Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun kaleminden çıkan bu eser, tasavvuf felsefesiyle yoğrulmuş bir anlatı sunuyor. Yazarın 1970’li yıllarda İstanbul’a gelerek Sufilerle tanışmasının ardından, Mevlâna’nın “Mesnevi”sinden esinlenerek Simyacı’yı yazdığı bilgisine ulaştım. Bu deneyim, onun “Hippi” adlı otobiyografik romanında da yer bulmuş ve bu yolculuk, yazarın dönüşüm sürecini derinlemesine ele alıyor.
Simyacı, Santiago adındaki genç bir çobanın, İspanya’da gördüğü bir rüya sonrası Mısır Piramitleri’nde saklı olan hazineyi bulma yolculuğunu konu alıyor. Bu süreçte yaşadığı deneyimler, okuyucuya sezgilerin ve kalbin sesine kulak vermenin önemini vurguluyor. Kitap, bir simyanın, fiziksel dönüşümden çok, insanın deneyimleriyle özüne ulaşma felsefesini anlatıyor.
Kitaptan birkaç alıntı paylaşarak, keyifli okumalar diliyorum:
“Bilgeler, doğal dünyanın Cennet’in bir görüntüsünden ve bir suretinden başka bir şey olmadığını anladılar. Tek gerçek şudur ki, var olan bu dünya, bundan daha mükemmel bir dünyanın var olduğunun güvencesidir. Allah bu dünyayı, insanlar, görülen nesneler aracılığıyla manevi öğretileri ile bilgisinin mucizelerini anlayabilirler diye yarattı.”
“Hazinemi ararken, yolunun üzerinde öylesine şeyler keşfettim ki, bir çoban için olanaksız şeylere girişmek cesaretim olmasaydı bunlara rahatlamayı kesinlikle hayal bile edemezdim.”
“-Yüreğim acı çekmekten korkuyor, dedi bir gece Simyacıya. -Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle…”
“En karanlık an, şafak sökmeden önceki andır.”
Kitaplarla kalınız.
Sevgilerimle…




