Gazap Üzümleri: Umutsuzluktan Umuda Bir Yolculuk
John Steinbeck’in Gazap Üzümleri romanı, insanın hayatta kalma mücadelesini ve umudunu derinlemesine ele alıyor.
Gazap Üzümleri: Umutsuzluktan Umuda Bir Yolculuk
Yazar: John Steinbeck
Çevirmen: Belkıs Dişbudak
Tür: Roman
Sayfa Sayısı: 558
Değerli Kitapseverler,
Ocak ayının ikinci haftasında John Steinbeck’in ünlü eseri Gazap Üzümleri’ni PDF formatında okuma fırsatı buldum. Daha önce Fareler ve İnsanlar adlı eserini okumuş olmama rağmen, bu roman, yazarın kaleminin derinliğini ve acımasızlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Steinbeck’in dili oldukça etkileyici olsa da, bir o kadar da yorucu. Her cümlede yoğun betimlemeler yer alıyor; toprak, güneş, açlık, yol ve yüzler adeta gözlerimizin önünde canlanıyor. Bazen insanı düşündüren bir yolculuğa çıkarıyor, bazen de tarihin derinliklerinde açlık için nelerin yaşandığını sorgulatıyor.
Yazar, umutsuzluktan umuda giden yolu ustaca çiziyor. Ancak bu eserin temelinde yatan önemli bir gerçek var: “Bu kitap yoksulluğu değil, insanın insanlıktan nasıl çıkarıldığını anlatıyor.”
1930’ların sonlarına geldiğimizde, Amerika’nın bazı bölgelerinde topraklar kuruyor, güneşin kavurucu etkisi mahsulleri yok ediyor. İnsanlar, bir yandan topraklarına, diğer yandan kendilerine bakarak göç etmeye karar veriyorlar. Ancak bu göç, haritada kısa görünse de, yaşamda uzun ve zorlu bir yolculuk anlamına geliyor. Herkesin göç için farklı bir umudu var; bazıları daha iyi bir yaşam, bazıları sadece daha fazla meyve yemek, bazıları ise aç kalmamak istiyor.
Bu yolculuk, açlık, korku ve insanın insana ne kadar acımasız olabileceği ile dolu bir sınav haline geliyor. İnsanlar karın tokluğuna çalışmak, kamp kurmak ve bir arada kalmak zorunda kalıyorlar. Bu süreçte, herkesin birbirini elemesi gereken bir mücadele başlıyor. Yol, insanları birbirleriyle tanıştıran bir öğretmen haline geliyor.
Kitabın özündeki en çarpıcı ders, “Tek zengin olan insandır. Fakirler ise zenginleri yücelten ve var edenlerdir.” cümlesinde gizli. Günümüzde de baktığımızda, pek de bir şeyin değişmediğini görmek mümkün.
Steinbeck, okuyucularına şu soruyu yöneltiyor: “İnsan olmak kime tanınan bir ayrıcalıktır?”
Roman boyunca altını çizdiğim bazı cümleler ise şunlar oldu:
– “İnsanlara yol göster diyen bir ses var içimde ama onları nereye götüreceğimi bilmiyorum.”
– “İnsanın soğuk olmadıkça mal sahibi olamayacağını öğrenmişlerdi.”
– “Toprağı tanımıyordu, ona güvenmiyordu. Bir tohum yeşermezse, hiç önemi yoktu.”
– “Göçmenler otoyollarda nehirler gibi akıyordu. Açlıkları gözlerinden okunuyordu.”
– “Herkes bilinmeyen bir yere gittiği için korkudan birbirine sokuluyordu.”
– “İnsan tek bir ruh değildir. Koskoca bir ruhun küçük bir parçasıdır.”
Son olarak, benim de eklemek istediğim bir cümle var: “Hiçbir yol bu kadar uzun sürmemişti, üzüm yeme hayali hiç bu kadar imkânsız gelmemişti.”
Aylin Özgür




