Kongre Turizminde Türkiye’nin 2026 Vizyonu ve Hedefleri

Türkiye, 2026 kongre ajandasıyla 100 milyon dolarlık döviz girdisini garantiledi. İstanbul ve Antalya’nın rolü büyüyor.

Deniz-kum-güneş turizminden bilgi ekonomisine geçiş yapan Türkiye, 2026 yılı için belirlediği kongre ajandası ile 100 milyon dolarlık döviz girdisini şimdiden garanti altına aldı. İstanbul’un tıp alanındaki prestiji ve kongre turizmi (MICE) pazarındaki konumu, Antalya’nın COP31 etkinliği ile daha da güçlenerek, kişi başına 4 bin dolarlık harcama yapan nitelikli delegeleri Türkiye’de bir araya getirecek.

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), on binlerce üst düzey delegeyi ve dünya liderlerini ağırlayarak, sadece iklim diplomasisinin merkezi olmanın ötesine geçecek. Bu büyük organizasyon, kişi başı harcama kapasitesi yüksek olan nitelikli bir kitlenin Türkiye’de ağırlanmasıyla, ülkemizin küresel MICE pazarındaki “Altın Çağ” vizyonunu pekiştirecek. COP31, Türkiye’nin dünyanın en prestijli etkinlik destinasyonu olduğu iddiasını uluslararası ölçekte daha da güçlendirecek.

Bir dönem dünya sıralamasında gerileyen İstanbul, tıp alanındaki prestiji ve stratejik lobicilik faaliyetleri ile küresel arenada yeniden yükselişe geçiyor. Uluslararası Kongre ve Konvansiyon Derneği (ICCA) tarafından dünyanın en iyi sekiz tıp şehrinden biri olarak gösterilen İstanbul, 2026 yılında düzenleyeceği mega kongrelerle tıp dünyasının merkezi haline gelecek. 2017 yılında 133. sıraya kadar gerileyen İstanbul, 2024 sonu itibarıyla dünya genelinde 20’nci, Avrupa’da ise 15’inci sıraya yükselerek, 2015’ten bu yana en iyi derecesine ulaşmayı başardı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) Başkanı Şekib Avdagiç, kongre delegelerinin klasik turistlere oranla 3-4 kat daha fazla harcama yaptığını belirtiyor. Avdagiç, tıp dünyasındaki bu yükselişi, “2026’da tıp dünyası ‘Doktor bu İstanbul’ diyerek yanıt verecek” şeklinde özetliyor. İstanbul’a gelecek 25 bin delegenin kişi başı 4 bin dolarlık harcama kapasitesi, birçok şirkete doğrudan ekonomik destek sağlayacak.

İstanbul’un başarısının arkasında, TUGEV ve ICVB aracılığıyla yürütülen yoğun diplomasi trafiği bulunuyor. “Fikri Sermaye Araştırma Projesi” ile kongre kazanma oranı yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkarıldı. Bu başarı sayesinde 2027, 2028 ve hatta 2030 yıllarının büyük tıp zirveleri şimdiden rezerve edildi. 2026 takviminde yer alan dört ana kongre ile 100 milyon dolardan fazla döviz girişi garanti altına alındı. COP31’in yaratacağı küresel etki ve İstanbul’un tıp dünyasındaki akademik konumu, Türkiye’yi kongre turizminde dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokma hedefinin en güçlü destekçisi olacak.

Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TUGEV) ve ICVB Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık, İstanbul’un kongre turizmindeki yükselişini değerlendirirken, 2018 yılında dünya sıralamasında 130’uncu sırada olan İstanbul’un, Avrupa’da 15’inci sıraya kadar tırmandığını ve 2026 yılı için yaklaşık 95 büyük organizasyon hedeflendiğini belirtti. İstanbul’un küresel arenada yeniden bir cazibe merkezi haline geldiğini vurgulayan Yaşık, 8 bin, 10 bin ve 12 bin katılımcılı mega kongrelerin şehre geri döndüğünü ifade etti.

İstanbul’un dünya sıralamasındaki yerini yukarı taşıyacak etkinlik takvimine değinen Yaşık, “Şu an için kesinleşmiş 80 civarında organizasyon var ancak bu rakamın 90-95 bandına ulaşacağını öngörüyoruz. Özellikle büyük katılımcı sayısına sahip kongreler, İstanbul’un imajını güçlendirerek sonraki yıllar için de talebi artırıyor” dedi.

Geçmiş yıllardaki düşüş ve toparlanma sürecini özetleyen Bahadır Yaşık, Şekib Avdagiç’in göreve geldiği 2018 yılında İstanbul’un 130’lu sıralarda olduğunu hatırlatarak, “Geçtiğimiz yıl itibarıyla Avrupa’da 15’inci, dünyada 20’nci sıraya kadar yükseldik. Hedefimiz bu ivmeyi koruyarak yeniden ilk 10 içerisindeki yerimizi almak” şeklinde konuştu.

İstanbul’un en büyük avantajının şehrin kendi markası olduğunu söyleyen Yaşık, uluslararası rekabette yaşanan zorluklara da dikkat çekti. Diğer dünya şehirlerinin büyük kongreleri kapmak için “KDV muafiyeti” gibi güçlü kozlar kullandığına dikkat çeken Yaşık, Türkiye’de de benzer teşviklerin, ekonomik sebeplerle kaybedilebilecek kongrelerin önüne geçebileceğini belirtti. İstanbul’un bir “aktarma merkezi” olmasından ziyade bir “nihai destinasyon” olması için yürütülen tanıtım çalışmalarına değinen Yaşık, şu stratejileri paylaştı: “Ortadoğu pazarında bir kayıp yaşasak da Uzak Doğu ve Latin Amerika pazarlarında ciddi bir potansiyel var. Özellikle Türk dizilerinin dünyadaki gücünü hafife almamak lazım; dizi ihracatında dünyada ikinci sıradayız ve bu durum İstanbul’u muazzam bir cazibe merkezi yapıyor. Çin ile artan uçak seferleri ve vize kolaylıkları da bu süreci destekliyor.

Kongre turizminin uzun vadeli bir planlama gerektirdiğini, 2030’lu yılların bile şimdiden satıldığını ifade eden Yaşık, yakın dönem için önemli bir gelişmeyi de paylaştı: “Geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü’nü ziyaret ettik ve 2027 yılı için ‘Dünya Spor Kongresi’nin sözünü aldık. Bu dev organizasyonu İstanbul’da gerçekleştireceğiz.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, turizm sektörünün 100 milyar dolarlık dev hedefine ulaşabilmesi için MICE segmentinin kilit rol oynadığını belirtti. Eresin, Türkiye’nin kongre turizminde eski “altın çağına” dönmesi için stratejik bir yol haritası çizdi. Kongre ve fuar haftalarının şehir otelciliğinde “fark yaratan” dönemler olduğunu ifade eden Eresin, İstanbul’da bu dönemlerde dolulukların normal seyre göre 10-15 puan arttığını vurguladı. Antalya’da ise kongre turizminin kış ve bahar aylarında devreye girerek sezonu tüm yıla yaydığına dikkat çekti. ICCA 2024 raporuna göre Türkiye, 122 kongre ile dünyada 33. sırada yer alırken; İstanbul 86 kongre ile 15. basamakta bulunuyor. 15 yıl önce İstanbul’un ilk 10’da yer aldığını hatırlatan Eresin, “Pandemi etkisiyle kaybettiğimiz bu yeri geri almak stratejik önceliğimiz. TGA ve İTO ile koordineli şekilde tanıtım çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Sektörde sıkça kullanılan “kaliteli turist” kavramına yeni bir tanım getiren Eresin, “Daha yüksek katma değer bırakan misafir demeyi tercih ediyorum. Kongre ve fuar ziyaretçilerinin harcaması, klasik turiste göre 2,5-3 kat, hatta bazı şehirlerde 4 katına çıkabiliyor” açıklamasında bulundu. Turizm gelirlerini artırmak için sadece deniz-kum-güneş üçlüsünün yetmeyeceğini belirten TÜROB Başkanı; Olimpiyatlar, Formula 1, MotoGP ve dünya çapında konserlerin marka değerini yükselteceğini ifade etti.

TÜRSAB MICE Turizmi İhtisas Başkanı Gürkan Akün, İstanbul’un kongre turizmindeki yükselişini ve 2026 vizyonunu değerlendirerek; kongre delegesinin rekor harcama kapasitesinden COP31 adaylığına kadar kritik açıklamalarda bulundu. Akün, İstanbul’un yeniden dünya liginde ilk 10’a girmeye hazırlandığının müjdesini verdi. İstanbul’un genel turizm gelirlerini ve yerel esnafın kalkınmasını değerlendiren Akün, bir kongre delegesinin ortalama 4 bin dolarlık harcama kapasitesine dikkat çekti. Bu rakamın normal bir turistin harcamasının tam dört katı olduğunu belirten Akün, “Bu yüksek bütçe; otellerden taksicilere, restoranlardan teknik ekiplere kadar tüm yerel işletmelere doğrudan nakit akışı sağlıyor. Bu durum, esnafımızın hizmet kalitesini dünya standartlarına taşımasını zorunlu kılarak şehrin genel turizm kalitesini yukarı çekiyor” dedi. İstanbul’un kongre kazanma oranının yüzde 30’dan yüzde 50’ye yükseldiğini vurgulayan Akün, uygulanan “stratejik lobicilik” modelinin meyvelerini vermeye başladığını ifade etti. Artık sadece doğal güzelliklerle değil, “akıllı çözümler ve güçlü ikna kabiliyetiyle” tercih edilen bir şehir haline gelindiğini söyleyen Akün, İstanbul’un çok yakında dünya sıralamasında yeniden ilk 10 şehir arasına gireceğini öngörüyor.

İstanbul’un dünyanın en iyi sekiz tıp şehrinden biri haline gelmesiyle akademik prestijinin zirveye ulaştığını belirten Akün, 2026 yılındaki dev tıp zirvelerinin kritik önemine değindi: Akademik Merkez: İstanbul artık sadece tedavi merkezi değil, yeni buluşların karara bağlandığı bir odak noktası. Bilgi Transferi: Dünyanın en saygın doktorları tecrübelerini İstanbul’a taşıyarak şehri “bilgi ve teknoloji” üreten küresel bir marka olarak tescilleyecek.

COP31 ile Türkiye’nin MICE sektöründe bir eşik atlayacağı öngörülüyor. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı bu büyük organizasyon, sektörde bir “zirve noktası” olarak tanımlanıyor. On binlerce üst düzey delegeyi ağırlamak, Türkiye’nin profesyonelliğini kanıtlayacak. Gürkan Akün, “COP31 sınavını başarıyla geçmek, ülkemizi MICE sektöründe en üst lige taşıyacak ve Türkiye için gerçek ‘Altın Çağ’ı başlatacaktır” sözleriyle vizyonu özetledi.

Antalya’nın COP31 adaylığı, sadece bir organizasyon değil, aynı zamanda bir “küresel konumlanma süreci” olarak tanımlanıyor. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, kongre turizmi ile sezonu 12 aya yayarak Antalya’yı dünyanın barış ve diyalog merkezi haline getireceklerini belirtti. Kavaloğlu, COP31’in önemine değinerek, “Antalya’nın uluslararası diyalog platformlarında söz sahibi olması açısından kritik. Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde turizm, farklı kültürleri buluşturan en güçlü araçtır. Antalya’dan dünyaya şu mesajı veriyoruz: Turizmin dili barıştır. Diyalog ve diplomasi ile ortak bir gelecek mümkündür.”

Antalya’nın değer odaklı büyüme stratejisinde kongre turizminin ekonomik kaldıraç rolü üstlendiğini belirten Kavaloğlu, bir kongre delegesinin klasik bir turiste oranla 3-4 kat daha fazla harcama yaptığını vurguladı. Kongreler, özellikle kış ve bahar aylarında yoğunlaşarak Antalya’yı 12 ay yaşayan bir destinasyona dönüştürüyor. AKTOB, bu segmenti sadece ekonomik bir faaliyet değil, küresel etkileşim üreten stratejik bir alan olarak konumlandırıyor.

Haliç Kongre Merkezi Kurucu Onursal Başkanı Naci Topsakal, Türkiye’nin dünya çapındaki etkinlik vitrini Haliç Kongre Merkezi’nin, turizm ve kongre sektöründe yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirtti. Topsakal, Cumhurbaşkanlığı’nın 26 Ağustos 2026 tarihli “Hizmet İhracatının Desteklenmesi” kararını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Yeni teşvik paketinin uluslararası pazarlama faaliyetlerine ciddi ivme kazandıracağını vurgulayan Topsakal, Avrupa ile rekabette yaşanan dezavantajlara dikkat çekti. “Avrupa Birliği vergi yasaları nedeniyle rakiplerimize oranla yüzde 20 daha pahalı kalmaktayız. TGA kontrolünde iş bazlı muafiyetler sağlanması ve uluslararası kongrelerde KDV’nin kaldırılması şarttır. Rekabet şansımızı ancak bu şekilde koruyabiliriz.”

Antalya’da düzenlenecek COP31’in yaratacağı prestijin İstanbul’a yansımasını stratejik bir sinerji olarak gören Topsakal, “COP31, Türkiye’nin güvenilir bir ev sahibi olduğunu gösteren küresel bir vitrin olacak. Bu rüzgar, İstanbul’un ‘ana etkinlik destinasyonu’ kimliğini pekiştirecek.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu