Eğitim-İş’ten Seçmeli Ders Yönetmeliğine Dava Açıldı

Eğitim-İş, ilköğretim yönetmeliğindeki seçmeli ders düzenlemesi için Danıştay’da dava açtı. İki madde iptal talep ediliyor.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesi ve ilköğretim kurumlarına dair yönetmelik değişikliği, Eğitim-İş sendikası tarafından yargıya taşındı. Sendika, düzenlemenin iki maddesinin iptalini talep ederek Danıştay’a başvuruda bulundu.

Yönetmelik, 28 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Eğitim-İş’in itirazı, özellikle seçmeli derslere yönelik düzenlemelere odaklanıyor. Sendika, seçmeli derslerin temel amacına aykırı olarak iki önemli uygulamanın getirildiğini savunuyor. Bu uygulamalardan biri, okulların imkanları nedeniyle seçmeli derslere sınırlama getirilmesi, diğeri ise idareye, öğrenci adına resen ders seçme yetkisi verilmesidir. Eğitim-İş, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtiyor.

Seçmeli dersler, öğrenci ve velilerin tercihine bırakılan ders gruplarını ifade ediyor. Ancak bazı okulların öğretmen eksikliği, sınıf mevcudu yetersizliği veya fiziksel imkansızlıklar nedeniyle seçmeli dersleri açamadığı biliniyor. Yeni düzenleme, bu tür durumlarda okul yönetimine öğrenci adına tercih yapma yetkisi tanıyor. Sendika, bu yetkinin, öğrencilerin tercih hakkını fiilen ortadan kaldırdığını savunuyor.

Seçmeli derslerin dağılımı, öğretmenlerin ders yükünü doğrudan etkiliyor ve bu durum norm kadro hesaplamalarını da etkileyebiliyor. Bu nedenle, seçmeli ders tercihlerindeki değişiklikler, bazı branşlarda öğretmenlerin norm fazlası durumuna düşmesine neden olabiliyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın Norm Kadro Modülü üzerinden veri girişleri 6-14 Ağustos tarihleri arasında yapılacak ve norm fazlası tespitleri ise 17-19 Ağustos’ta gerçekleştirilecektir.

Sendikanın ikinci itirazı ise yönetmelikteki belirsiz ifadelere yöneliktir. “İlkokullarda Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve farklı program uygulayan ilkokullar” şeklindeki düzenlemenin belirsiz kavramlar içerdiği ifade ediliyor. Bu ifadenin, ilkokullarda farklı okul türleri yaratma potansiyeli taşıdığı ileri sürülüyor. Eğitim-İş, bu itirazını hukuki bir dayanağa oturtarak, zorunlu eğitimin ilk basamağında böyle bir anlayışın Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bağdaşmadığını vurguladı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1924 yılında kabul edilen ve eğitimin tek çatı altında toplanmasını düzenleyen bir yasadır.

Eğitim-İş, dava sürecini sonuna kadar takip edeceğini duyurdu. Düzenlemeyi savunan görüşler ise okullarda her seçmeli dersi açmanın fiilen mümkün olmadığını, öğretmen, derslik ve sınıf mevcudu kısıtlarının belirleyici olduğunu savunuyor. Bu nedenle, yönetmelikteki düzenlemenin mevcut durumu hukuki bir zemine oturttuğu belirtiliyor. Millî Eğitim Bakanlığı’ndan davaya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

Danıştay’da açılan iptal davalarında, öncelikle yürütmenin durdurulması talebi değerlendirilecektir. Eğer yürütmeyi durdurma kararı verilirse, ilgili düzenlemelerin uygulanması dava sonuçlanana kadar askıya alınacaktır. Nihai karar ise yargılamanın tamamlanmasının ardından verilecektir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu