Zozan Yediveran, Mustafa Nurullah Celep ile Şiir Üzerine Konuştu
Zozan Yediveran, Mustafa Nurullah Celep ile şiir yazım süreci ve ilham kaynakları hakkında derinlemesine bir sohbet gerçekleştirdi.
Zozan Yediveran, Mustafa Nurullah Celep ile şiir yazım süreci ve ilham kaynakları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.
Yediveran, ilk yazdığı şiirlerin daha derin ve nitelikli olduğunu düşündüğünü, ancak bu eserlerde gerçeklik algısının eksik olduğunu belirtti. İlk şiirlerinin duygusal yoğunluğunun yüksek olduğunu, fakat somut hayata dair bir bağ kurmakta zayıf kaldığını ifade etti.
– Şiir yazarken size ilham veren nedir?
– İlhamın önemli olduğunu kabul ediyorum, ancak şiirin tamamen ilhamla yazıldığını düşünmüyorum. Eğer sanat olarak şiiri ele alıyorsak, gereken işçiliğin ihmal edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Sadece ilham, şiiri yüzeysel hale getirebilir. İlham, şiire ruh ve heyecan katar, ancak bilgi ve çalışma ile birleşmediğinde şiir etkisini yitirir. Şiir, insanın doğasıyla bağlantılı olarak, ilham ve disiplinin bir arada var olması gereken bir alandır.
Yazma sürecim, insan ilişkilerindeki çatlaklar, belirsizlikler ve yaşadığım travmalarla şekilleniyor. Dünyanın adaletsizlikleri karşısında, şiir yazmak benim için bir tepki biçimi haline geliyor. Bu durum, insan olmanın zorluklarını ve yaşadığım hayal kırıklıklarını ifade etme ihtiyacımın bir yansıması. Şiir, benim için en güçlü tepki verme şeklidir; çünkü tehlikeli durumları sezerek yazıyorum. Bu yüzden, ilham veren duygularım, yaşadığım haksızlıklar ve adaletsizlikler etrafında gelişiyor.
– Okurluktan yazarlığa geçişiniz nasıl oldu?
– Bir edebiyat okuru olarak, ilgilendiğim türdeki her nitelikli esere ulaşmayı önemserim. Edebiyatın her yönünü ciddiye alarak, güncel gelişmeleri takip etmek gerektiğine inanıyorum. İlk heyecan, yazma sürecinde önemli bir rol oynar. Yazdığı bir şiire heyecan duymayan birinin ruhu ölmüştür. Okurluktan yazarlığa geçişim, bu paylaşım isteği ve heyecanla doğdu. Heyecanın kaybolduğu bir yerde, yazarlık da anlamını yitirir.
Şiir yazarken, belirli bir planım yok; daha çok bir akış içinde, duygusal bir yoğunluk anında yazıyorum. Kendime idol edindiğim yazarlar arasında A. Rimbaud ve İkinci Yeni şairleri var. İlk şiirlerimi yazarken, bu şairlerin etkisi altında kalmıştım.
– Şiir yazmayı bırakmayı düşünüyor musunuz?
– 2018’de şiiri bıraktığımı duyurdum, ancak bu karar geçim kaygıları ve şiirin ruhsal yükünü hafifletme isteğinden kaynaklanıyordu. 2021’de yeniden bir şiir yazdım. Şiir, benim için bir varoluş meselesidir. Şiir yazarken, biçim ve içerik dengesini gözetmek gerektiğini düşünüyorum. Her şiir, millet bilinciyle yazılmadıkça, çıkışsız bir debelenişten farksız olacaktır.
– Şiir yazarken belirli bir kuralınız var mı?
– Kalpten yazmak en önemli kuralım. Okuyucunun kalbinden yakalamak, onu sarsmak ve somut ifadeye öncelik vermek gerekiyor. Şiir, okuyucunun dünyasını alt üst eden bir etki yaratmalıdır. Günümüzde yaşadığımız koşullar, daha cesur ve doğrudan bir yaklaşımı gerektiriyor. Şiir, gerçeklikle buluştuğunda anlam kazanır.
– Şiir yazmak isteyenlere tavsiyeniz var mı?
– Şiir sanatının temel meseleleri üzerine düşünmek ve bu konularda metinler kaleme almak, en önemli tavsiyemdir. Şiir, sadece görsellikten ibaret olmamalıdır.
– Mısra-ı Bercesteniz hangisidir?
– “Maya varsa ekmek kopar derdi babam. Çocuk büyür çocuk doyar…”




