Tarım Sektörü, STA Anlaşmaları Nedeniyle Tedirgin

Tarımsal Bilgi Platformu, STA anlaşmalarının tarım sektörüne etkilerini değerlendiriyor. Türkiye’nin acil önlemler alması gerektiği vurgulanıyor.

HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA

Avrupa Birliği’nin son dönemde hız kazanan serbest ticaret anlaşmaları, Türkiye’nin ekonomik yapısını etkileme potansiyeli taşıyor. Bu bağlamda, sanayi ürünlerinin daha fazla etkileneceği öngörülürken, tarım sektörünün dolaylı etkilerle karşılaşacağı ifade ediliyor. Tarım-gıda-kırsal kalkınma alanlarında yapısal politikalar geliştirmek amacıyla uzmanların bir araya geldiği Tarımsal Bilgi Platformu, kamuoyuna yönelik ilk araştırmasını AB’nin imzaladığı STA’ların Türkiye üzerindeki olası etkileri üzerine gerçekleştirdi.

Türkiye-AB gümrük birliği anlaşması, tarımsal ürünleri tam anlamıyla kapsamıyor. Sadece sınırlı sayıda tarım ve gıda ürünü için tarife kontenjanları belirlenmiş durumda. Türkiye, AB’ye canlı sığır ve sığır eti gibi bazı ürünlerde tarife kontenjanı ilan ederken, işlenmiş gıda ürünlerinde ham maddeler tarifeye tabi iken, katma değer kısmı sanayi payı olarak sıfır tarifeye tabi tutuluyor. Son yirmi yılda Türkiye ile AB arasında uygulanan gümrük birliği, her iki taraf için tarım-gıda ticaretinde büyük sorunlar yaratmamış olsa da, yeni STA’ların etkisi bu dengeyi bozabilir.

Türkiye’nin net ithalatçı olduğu ürünler arasında serin iklim tahılları dışında AB’nin kendine yeterliliği düşük. AB, yağlı tohumlar, mısır ve sığır eti gibi ürünlerin önemli ithalatçısı konumunda. Mercosur kaynaklı STA anlaşmaları, Türkiye’nin kırmızı et sektörünü olumsuz etkileyebilirken, bazı sebze ve meyvelerde AB pazarlarındaki rekabet, Türk ihracatını zorlayabilir.

AB’nin yeni imzaladığı STA’lar, gümrük birliği anlaşmasını geçersiz kılma potansiyeli taşıyor. Türkiye, bu süreçte söz sahibi olamazken, sanayi ürünleri tarafında yükümlülükler altına girecek. Bu asimetrik ilişki, Türkiye’nin dış ticaretini sanayi ürünleri üzerinden ciddi şekilde etkileyebilir ve gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi gerekliliğini gündeme getirebilir.

Türkiye, gümrük birliği güncelleme sürecine hazırlıklı olmalı. Sanayi kayıplarını telafi etmek amacıyla tarım-gıda sektörünün feda edilmesi, ülkenin gıda güvenliğini riske atabilir. Türkiye, tarımda hijyen ve sağlık standartlarını artırarak rekabetçiliğini güçlendirebilir. Ayrıca, maliyetleri düşürecek ve verimliliği artıracak çözümleri hızla uygulamaya koymalıdır.

Türkiye, AB ile acil olarak masaya oturmalı ve MERCOSUR ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamadan önce, gümrüksüz ürün girişini engellemek için gerekli adımları atmalıdır. Bu süreç, Türkiye’nin AB tam üyelik süreciyle de yakından ilişkilidir ve hükümetin siyasi iradesine bağlıdır.

1996 yılından bu yana AB ile gümrük birliği çerçevesinde dış ticaret yapan Türkiye, tarım ürünlerinin bu birliğe dahil olmaması nedeniyle doğrudan etkilenmeyecek. Ancak, işlenmiş tarım ürünleri üzerinden dolaylı etkilerin ortaya çıkması muhtemel. MERCOSUR ülkelerinden gümrüksüz giren sanayi ürünleri, Türk sanayi ürünleriyle doğrudan rekabet edecek ve iç pazara da girebilecektir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu